Aşkla İlgili Bir Deneme

O. Reşat Hacıpaşaoğlu

Bence insanoğlunun yaşamının en ilgi çeken yanı aşktır ve bu yüzden bu yazıya başlık olmayı hak ediyor. Bir kitabı yazmaya kendimi kaptırdığımda bile aynı şeyi hissederim. O, benim için önce bir heves olarak başlar, sanki çocukluk aşkımmış gibi devam eder ve olgunluk dönemim gibi zihnimde büyür.

İnsanlığın ve Victor Hugo’nun söylediği gibi doğanın yüzü ileriye dönüktür ve ikisinin de ivmesi aşktır. Hep deriz ki; başarmak için bir işi aşkla yapmak gerekir. Hatta bu veciz sözün ya da hayat felsefesinin Mevlana’ya ait olduğu da söylenir.

Aşk ve İnsan Hayatı

Aşkı analiz ettiğimizde onun gençlikle ve ileriye ait kazanımlarla at başı yürüdüğünü görürüz. Aşk, dünyevi aşk ve ilahi olana duyulan aşk olarak iki farklı boyutta değerlendirilebilir.

İnsan organizmasının en yüksek amacının aşkla elde edileceğini düşünen bazıları, aşkın asla sorgulanmadan hayatın en büyük ödülü olarak kabul edilmesi gerektiğini savunurlar. Onlar, aşk ile aklı çoğu zaman yan yana getirmeyen, duygunun mantık üstü bir kavram olduğuna inananlardır.

Aşkın içinde, bir yerlerde aklın, irdelemenin ve sorgulamanın olmayışı zihninizde bir ikilem yaratıyor mu? Esasen aşk yaratıcıdır ve akıl ona eşlik eder. Sonuç ise insanlıktaki gelişime yansır. İşte bu yüzden insanlığın yüzü ileriye dönüktür.

Victor Hugo’nun Aşk ve Gençlik Yorumu

Bakalım bu konuda Victor Hugo ne düşünüyor:

“Doğanın yönü ileriye doğrudur. Doğa, canlıları gelenler ve gidenler olarak ikiye ayırır. Gidenlerin yüzü karanlığa, gelenlerin yüzü aydınlığa dönüktür. Bu yüzden yaşlılar açısından ölümcül, gençler açısından kendi iradelerine dayanmayan bir ayrılık vardır. Önce fark edilmeyen bu ayrılık, dalların gövdeden uzaklaşması gibi yavaşça gerçekleşir. Dallar gövdeden tamamen ayrılmasalar da ondan uzaklaşırlar. Gençlik, neşeye, şenliklere, aydınlıklara ve aşklara uzanır. Yaşlılık ise sona doğru ilerler. Birbirlerini gözden kaybetmeseler de artık birbirlerine sarılamazlar. Gençler yaşamı, yaşlılar ölümü hissederler. Bundan dolayı gençleri suçlamak doğru olmaz.”

Victor Hugo, Sefiller, Cilt 2, s. 801

İlahi Aşkın Zirvesi

İlahi aşka gelince; aşkın en üst noktası, Hint felsefesine göre Nirvana’ya ulaşmaktır. Tasavvuf geleneğinde de benzer bir anlayış görmek mümkündür.

  1. yüzyılda Anadolu’da yaşamış düşünür ve şairlerimizden Mevlana ile Yunus Emre’nin eserlerinde gördüğümüz Tanrı aşkı, insanın ulaşabileceği daha yüksek bir manevi seviyenin varlığına işaret eder.

Bu noktada akıl ve düşünce geri planda kalırken, aşk ön plana çıkar. Mevlana’nın meşhur “Hamdım, piştim, yandım” sözü de bu manevi dönüşümün özeti gibidir. Görünen o ki aşk, ister dünyevi ister ilahi olsun, insanı değiştiren ve ileriye taşıyan en güçlü duygulardan biridir.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Alışveriş Sepeti